Bu benim gezi yazım (GERÇEK DEĞİL❗❗❗)
Uzaya gitmek üzereydik. Tüm çalışanlar rota
ve zaman hesaplar yapıyordu. Teknisyenler ben ve arkadaşlarımın kıyafet ve
kontrol panellerini inceliyordu. Bir uçak on beş dakikadır rokete benzin
dolduruyordu.
Sonunda kalkıyorduk. Sürekli
ekranda km/hız vardı. Yirmi sekiz bin
km/hız a çıktığında atmosfere gelmek üzereydik. Ama o an da merkezden acil bir
telefon aldık. Arka itici motorun aniden alev aldığını gördük. Hemen kaçış
kapsüllerine binmemiz söylendi. Bizde acilen kapsüllere binip kapıları kilitledik.
Tam kapsüller fırlamadan önce yakıt tankına alev sıçradı ve büyük bir patlama
oldu ve kapsüllerin rotası değişti. Uyandığımda arkadaşlarımın etrafa
bakındığını gördüm. Uzaklarda bulutsu gibi bir şey vardı. Sanırım bir şey
patladı bu bir yıldız olabilirdi. Fotoğrafını çekip etrafıma baktım. Birden
alarm çaldı ve bir gezegene düşmekte olduğumuzu gördüm. Çarpışmadan sonra
arkadaşlarım havaya baktıklarını görüp bende baktım. Gözlerime inanamadım çünkü
buraya doğru bir araç tan çıkan bir ışın geliyordu. Bunun gezegeni yok
edebileceğini düşünüp hemen karşıda gördüğümüz rokete doğru koştuk. Ama tam o
sırada gezegenin ortasından bir ışık çıkıp gezegenin dışında bir manyetik bir
kalkan oluşup ışını engellediğini gördük ve bu gezegenin tehlikeli olduğunu
düşünüp hemen rokete bindik. Rokette yazdığına göre bu araç bizi evrenin her
yerine taşıyabilen Evren Transfer Aracı olduğunu öğrenip bir sürü gözlem
yaptık. Dünyaya döndüğümüzde ise NASA tarafından BAŞ ASTRONOT unvanını kazandık
ve evrenin sırlarını ortaya çıkardık.
Yorumlar
Yorum Gönder